• 13 Ağustos 2020 / Perşembe 18:04

Ölçmediğini Kontrol Edemezsin, Kontrol Etmediğini Yönetemezsin.

Bugün sanayileşmenin ve gelişen endüstriyel teknolojinin ve bilgi erişiminin Internet sayesinde “bilgi çöplüğüne” dönecek kadar çoğalması nedeni ile artık ürün kalitesi üretim koşullarına sadık kalınarak üretildiğinde dünyanın her yerinde aynı hale gelmiştir.Diğer bir söylemle “sadece ürün kalitesi” ayrıcalık olmaktan çıkmıştır.

Bugün rekabet koşulları “HIZLI” ve “VERİMLİ” olma parametrelerine bağlıdır.

Globalleşme denilen azgın rekabetçi ortamda sanayi ve ticari kuruluşlar çok küçük kar marjları ile rekabet etmeye başladıklarından bu iki parametreyi kendi işletmelerinde nasıl “etkin” hale getireceklerini sorgulamaktadırlar.
Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan “enerjinin sakınımı” ilkesi Ekonomik konjüktörde “paranın sakınımı” ilkesine dönüşmüştür.Çünkü bugün parayı kazanmak ne kadar zorsa paranın muhafaza edilmesi de en az o kadar zorlaşmıştır. Kapitalizm bu sebeplerle kendi iç dinamiklerini harekete geçirmiş ve her sektörde, her coğrafyada, her büyüklükteki işletmelere uygulanabilecek “ünisex” bir model oluşturmuştur.

Sanayileşme ve Endüstrileşme sürecini “göreceli” olarak daha önce tamamlayan ülkelerden başlayarak suya atılan taşın yarattığı dalgalar gibi diğer ülkeleride etki alanı içine almaya başlamıştır.

1990 yıllarda Türkiye bu etkilenme sürecine girmiş, yukarı paragraftan devamla ülke sınırları içindeki “göreceli” büyük işletmelerden başlayarak Orta ve Küçük işletmelere de sıçramıştır.

Bugün yumurta kabuğunu gagasıyla çatlatan ama henüz dışarıya çıkamayan civciv örneğindeki civcivin “pardon, ben yanlışlıkla yumurtamın kabuğunu çatlattım, tekrar eski halime dönmek istiyorum deme lüksünün olmaması” gibi ne ülkemizin nede ülkemizin sanayi ve ticari kuruluşlarının da “ pardon ben yanlışlıkla büyüme yoluna girdim, ben tekrar eski halime döneyim” deme lüksü de artık kalmamıştır. Artık yumurtanın kabuğu çatlamıştır, bundan sonra yapılacak şey kabuğun “sağlıklı” bir şekilde açılmasının sağlanmasıdır.Aksi halde ya kabuk açılamayacak ve civciv içeride boğulacak yada kanadı, bacağı sakat bir şekilde dışarıya çıkacaktır.

Burada bir noktanın altını dikkatle çizerek iş ilişkilerinin sosyal ilişkilerle karıştırılmaması gerektiğini işaret ediyorum.Fakat biliyorum ki bu iki kavramı bıçakla keser gibi ikiye ayırmak zor hele bizim gibi sanayileşme sürecini Cumhuriyetimizin kuruluşu olarak alsak henüz 94 sene, Cumhuriyetin kuruluşunun ilk 15 senesini yapılanma süreci olarak ayırsak 80 senelik bir sanayileşme kültüründen bahsedilebilir ki tarih içinde 80 senenin adı bile yoktur.Tabii ki feodal ilişkiler üretim ve yönetim ilişkilerimizin üzerinde egemen olacaktır.Verimliliğini analiz etmeye çalıştığımız proseslerin ve performanslarını analiz etmek istediğimiz yöneticilerin bunlardan alındığını bunun şahıslarına yapılmış bir olay olduğunu düşünmeleri bu yüzden. Bunlar ne güzel insani duygular, ama şirketler ne yazık ki o azgın rekabetin içinde ayakta kalmak zorunda.Pragmatik bir yaklaşımla “Hatta ayakta kalmalı ki çalışma ,iş ve gelir kaynağımız olmaya devam edebilmeli”, O güzel insani tepkiler bu nedenle ticari ilişkiler den ayrılmak zorundadır.

Feodal ilişkilerle, feodal yöntemlerle sanayileşme(!) artık yerini “endüstri toplumu” ve “endüstri toplum ilişkileri yönetimi” ile sanayileşmek gerektiği bilinç ve anlayışına bırakmakta bu nedenle de “ara eleman” durumundaki aday adayı, aday ve yöneticilerin artık “kapitalizm” i öğrenmeleri “üretim” ve “yönetim” modellerini anlamaları gerekmektedir. Kırılma, darılma, utanma, alınma, ağlama, duygusallaşma şeklindeki feodal tepkilerle tavır aldıkları “İŞ İLİŞKİLERİ”NİN yerini ”ÖLÇÜLEBİLİR , ANALİZ EDİLEBİLİR, VE ANALİZ SONUCUNA GÖRE YENİ EYLEM PLANLARI OLUŞTURABİLİR METRİKLERLE İFADE EDİLMİŞ İŞ İLİŞKİLERİNE”
bırakmaları gerektiğini öğrenmeleri zamanı gelmiştir.

Şahsi gayretler ile geliştirilen bir takım eğitimleri hariç tutarsak bu öğrenme henüz üniversite-sanayi ortak paydasına taşınamamış, ve mezun öğrencilerin sanayi ve ticari kuruluşların kendilerinden neler beklendiğini bilmediklerinden yeteri kadar hazırlıklı olamadıkları gözlenmektedir.

NELER YAPILABİLİR?
Kalite Yönetim Sistemleri ( Kalite, Çevre, İş Sağlığı Güvenliği….) temelinde “gönüllülük ilkesi” üzerine inşa edilmiş Belgelendirilmeye yönelik Standardlar dır. Fakat İç ve dış pazara hitap etmeye çalışan sanayici ve ticari firmalar “ yönetim sistemleri”ni belgelendirerek müşteriye , onun ihtiyaç ve beklentilerini anlayarak memnuniyetini arttırıcı yöntemler geliştirmeye çalıştığını, kurulan sistem ile sözleşmeden itibaren yapılması planlanan ürün için satın alma, tasarım, üretim, test, nihai kabul, depo, sevkıyat ve sevkıyat sonrası aşamalarında aldığı tedbirler nedeni ile “öncelikle uygunsuzluk çıkmaması” nı sağlamak fakat bütün bunlara rağmen çıkan uygunsuzlukların tespit edilerek “kök sebep” analizlerini yaparak “bir daha aynı uygunsuzluğun oluşmaması” için tedbirler aldığını ifade etmektedir.

Kuruluşlar ölçmeyi öğrendiklerinde “DEĞER” yaratmayan faaliyetlerini daha rahat görecekler ve bu faaliyetlerini “YÖNETMEYİ” bir başka deyişle “ İSRAFLARINI” görüp “ TASARRUF” yapacakları faaliyetlerini görüp tedbir almaya başlayacaklardır.
Bu aşamaya gelen kuruluşlar “MRP” , “ERP” kavramları ile tanışacaklardır.

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİM SIRASINDA FARK YARATMAK İÇİN NE YAPMALIYIM
1. ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Temel Eğitimi
2. ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi İç Denetçi Eğitimi
3. ISO 14001:2015 Çevre Yönetim Sistemi Temel Eğitimi
4. OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Temel Eğitimi
5. Süreç Yönetimi
6. Kalite Maliyetleri
7. “5 S” İşletmelerde Düzen ve Temizlik
8. Fabrikalarda Toplam Verimli Bakım
9. “CE” Markalama Bilgilendirme Programı
10. Makine İmalat Sektöründe CE Markalama
11. Müşteri İlişkileri Yönetimi
12. İş Güvenliği
13. ERP / MRP Eğitimleri
14. Kod Yazma Eğitimleri





174 kez görüntülendi. 06.17.2019 tarihinde eklendi.
Yukarı Dön