Bir fabrikanın enerji tüketimini azaltmak, üretimdeki hataları önceden görmek veya şirket verilerinden yapay zekâyla anlamlı sonuçlar çıkarmak artık tek bir teknoloji şirketinin işi olmayabiliyor. Yazılım, yapay zekâ, veri, donanım ve süreç bilgisinin aynı projede buluşması gerekebiliyor.
İzmir İnovasyon Platformu, bu ihtiyaca farklı bir modelle cevap veriyor: Her şeyi tek başına yapan büyük bir yapı kurmak yerine, farklı alanlarda uzmanlaşmış girişimleri, teknoloji şirketlerini, sanayiyi ve akademiyi aynı ekosistemde buluşturuyor.
Platformun kamuya açık üye listesinde Aegeis Bilişim Teknolojileri, Andaç Otomotiv, Antodis, Balance, Cleture, ClickSambo, CoreSys, DATAGEN Bilişim, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Lecon Digital, NEXMIND3 A.Ş., Prozon Kurumsal Teknoloji Çözümleri A.Ş., Slevin, Yaşar Üniversitesi ve butunbi yer alıyor.
Üye profili platformun karakterini de ortaya koyuyor. Genç teknoloji girişimleri ve belirli alanlarda uzmanlaşmış şirketlere, daha deneyimli teknoloji oyuncuları, sanayi, bireysel uzmanlar ve üniversiteler eşlik ediyor. Böylece bir startup’ın geliştirdiği teknoloji başka bir şirketin sektör deneyimiyle, akademinin bilgi birikimi ve sanayinin gerçek problemleriyle buluşabiliyor.
Her şeyi tek şirketin yapması gerekmiyor
Platformun çıkışındaki düşünce aslında oldukça basit.
Örneğin bir üretim şirketinin enerji tüketimini azaltmak istediğini düşünelim. Sahadan veri toplamak için farklı bir teknolojiye, mevcut ERP veya üretim sistemleriyle entegrasyon için başka bir uzmanlığa, verileri analiz etmek için veri teknolojilerine ve sonraki aşamada tahminleme yapmak için yapay zekâya ihtiyaç duyulabilir.
Bütün bunları tek bir şirketin yapması gerekmiyor.
İzmir İnovasyon Platformu’nun modeli, farklı konularda güçlü olan şirketleri aynı problem etrafında buluşturmaya dayanıyor.
Bu yaklaşım özellikle startup’lar açısından önemli. Genç bir teknoloji şirketi çok güçlü bir ürün geliştirebilir ancak büyük bir kurumsal projenin gerektirdiği bütün yetkinliklere, sektör deneyimine veya müşteri erişimine tek başına sahip olmayabilir. Platform içerisindeki diğer şirketlerle birlikte hareket ettiğinde ise kendi uzmanlığından vazgeçmeden daha kapsamlı projelerin parçası olabiliyor.
Bu nedenle platform yalnızca insanların birbirleriyle tanıştığı bir networking ağı olmanın ötesine geçmeye çalışıyor. Tematik çalışmaların yanında proje bazlı çalışma, danışmanlık, eşlik ve farklı iş birliği modelleri kullanılıyor. Yapay zekâ ve veri çözümleri, sürdürülebilirlik teknolojileri, artırılmış gerçeklik, entegre proje geliştirme ile eğitim ve kurumsal gelişim platformun çalışma alanları arasında bulunuyor.
Ercan Peker’in uzun yıllara dayanan deneyiminden doğdu
Platformun kurucusu Ercan Peker, İzmir bilişim ve yazılım dünyasının uzun yıllardır içinde bulunan isimlerinden biri.
Yaklaşık yarım asra yaklaşan teknoloji sektörü geçmişine sahip Peker, bugün Prozon Kurumsal Teknoloji Çözümleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaparken aynı zamanda Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor.
Peker’in uzun yıllar boyunca teknoloji projelerinde gözlemlediği sorunlardan biri de platform fikrinin çıkış noktalarından olmuş durumda: Projeler her zaman kullanılan teknolojinin yetersizliği nedeniyle başarısız olmuyor. İhtiyacın doğru tanımlanmaması, farklı sistemlerin birbirinden kopuk ele alınması veya ihtiyaç duyulan uzmanlıkların aynı hedef etrafında buluşturulamaması da zaman ve kaynak kaybına yol açabiliyor.
Peker, platformun kuruluş hikâyesini anlatırken uzun yıllardır yazılım ekosisteminin içinde olduğunu, networkün gücüne ve birlikte proje geliştirmeye inandığını özellikle vurguluyor.
Bugün YASAD İzmir’de üstlendiği rolle de İzmir’deki yazılım şirketlerinin ortak hareket etmesi ve sektörün geliştirilmesine yönelik çalışmaların içerisinde yer alıyor. İzmir Ticaret Odası başta olmak üzere kentin iş ve teknoloji dünyasındaki farklı yapılarla gerçekleştirilen temaslar da bu ekosistem yaklaşımının bir parçası.
İzmir İnovasyon Platformu’nun arkasındaki düşünceyi bu nedenle tek cümlede özetlemek mümkün:
Her şeyi bilen tek bir şirket yerine, kendi işini iyi bilen şirketlerin birlikte çalışması.
Teknoloji tek başına yeterli değil
Platformun yaklaşımı yalnızca teknoloji şirketlerini bir araya getirmekle de sınırlı değil.
İzmir İnovasyon Platformu, dijital, yeşil ve sosyal dönüşümü birlikte ele alan “üçüz dönüşüm” yaklaşımını benimsiyor. Yapay zekâ ve veri çözümlerinin yanında sürdürülebilirlik teknolojileri, eğitim ve kurumsal gelişim gibi alanların aynı yapı içerisinde bulunmasının arkasında da bu yaklaşım var.
Çünkü şirketlerin gündeminde artık yalnızca dijitalleşmek bulunmuyor. Daha verimli üretmek, enerjiyi daha iyi kullanmak, veriden değer yaratmak, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak ve çalışanları bu dönüşümün parçası haline getirmek giderek aynı dönüşüm programının parçaları haline geliyor.
İzmir ise üniversiteleri, teknoparkları, organize sanayi bölgeleri, sanayisi ve teknoloji girişimleriyle böyle bir model için önemli bir zemine sahip.
Ancak güçlü bir teknoloji ekosistemi, aynı şehirde çok sayıda startup veya yazılım şirketinin bulunmasıyla kendiliğinden oluşmuyor.
Asıl değer, bu yapıların birlikte ne üretebildiğinde ortaya çıkıyor.
İzmir İnovasyon Platformu farklı oyuncuları aynı masaya getirmiş durumda. Bundan sonraki mesele kaç üyesi olduğu değil; bir yapay zekâ girişiminin bir sanayi şirketiyle, bir yazılım şirketinin bir üniversiteyle veya farklı uzmanlıkların aynı müşteri problemi etrafında kaç gerçek proje üretebildiği.
Platformun başarısını da sonunda bu projeler gösterecek.
?>


